“Dans ederek şarkı söylemek çok zordur”

diyorsunuz da;

Bir insan tiyatro eğitimi almışsa bunu çok rahat yapabilir. Hem bedenini hem de diyaframını kullanmayı öğrenmiştir çünkü. Bir insan ses eğitimi alırken de bedenini kullanmayı öğrenir. Bedeniniz en iyi enstrümanınızdır. 

Eurovision birincisi ablama “Dans ederek şarkı söylemek çok zor, hak etti valla, ay şarkı da süperdi” demeyin yani. Şarkı güzel olabilir belki (Bana göre çok da iyi değildi) ama yaptığı şey zor değildi. Onu diyorum. Ablam belli ki dans eğitimi almış. Bir zahmet yapamasın mı? 

Tam ifade edemedim de olay böyle.

Can Bonomo en iyisiydi demiyorum. Yine de show açısından daha iyiydi bence. Işıklandırmalar çok da hoş değildi Loreen’de. Doğruya doğru.

O değil de ninemler ne yaptı ya? “Party for Everybody!” 

Öldükten sonra “Aa, ben ölmüşüm ya, tüh!” diyemeyeceğimize göre

İnsanların ölümden neden bu kadar korktuğunu anlayabilmiş değilim.

Siz Ateistlere istediğiniz kadar hakaret edebilirsiniz ama ateistler sizin inandığınız şeyin olmadığını söyleyemez.

Hem de hakaret etmeden.
Yok ya!
Adaletinizi sizin.

Kendini çöpçünün bile umursamadığı bir çöp zannederken birden bire iyi haberler alırsın ya…

İşte o anın birisi amına koyabilir mi rica etsem?
Hayır çünkü tam yoksayılmışlığa alışırken oluyo o.
Alıştım diyosun tamam diyosun ve sonra hıyarın biri seni mutlu ediyo.
Etmesin ya.
İstemiyorum.

Size hepimizin bildiği şeyleri söyleyeyim;

- Ölseniz umrumda olmaz.
- Hepinizden nefret ediyorum.
- O bayıldığınız markalarda olan indirimlerle ilgilenmiyorum.
- Tek derdinizin notlarınız veya indirimler olduğu çok açık.
- Yazılıdan çıkınca “ay ben fena oluyorum” triplerine girmeyin, seksen alınca daha da tiksiniyorum sizden.
- “Hiç çalışmadım” diyip durmayın. Gece nasıl çalıştığınızı gayet iyi biliyoruz.
- Burnunuzun şekilsizliği veya kilonuz umrumuzda değil. İsterseniz obeziteden ölün.
- Dış görünüş bağımlısısınız. Bir insan şişmansa veya çirkinse arkadaşınız olamaz.
- Çok paranız var.
- Annenizin arabasının modelini merak etmiyorum.
- Evinizi kaç bin liraya aldığınız çok da …(neyse.)
- Derslerde öğretmenlerle tartışarak bir şey olmuyorsunuz.
- Bazı hareketlerinize ve sözlerinize “Gülelim de sussun” mantığıyla gülüyoruz.
- Bugün alışverişe çıkıp çıkmadığınızda ilgilenmiyoruz.
- Bir kişinin parası yoksa sizin için bir hiç.
-Ve…
Son olarak…
HEPİNİZDEN GERÇEKTEN NEFRET EDİYORUM!

Yaz aylarında minibüste oturduğum koltuğun camının açık olmasına bile aşık olabilirim.

Kuş olacakmışım da uçabilecekmişim gibi değil mi sizce de?

Ben diyorum “Ay siii det piiipıııılll!

Adam diyo “Death mi that mi?

Abi korksana.

Neyin kafasındasın?

Game of Thornes dinleyen birisine böyle espriler yapmayın, ne anlıyo ne korkuyo, hiçbişi olmuyo. Onu diycem.

Siz burada hâlâ “İbne Fener!” diye gezinin.

Adamlar orda bilmem kaç tane kupa almışlar.
Başkanları hapiste.
Futbolcuları kiralık.
Hâlâ “ibne fener”
He amına koyim.
Öyle.

Annemle en çok tartıştığımız nokta insanlara hemen güvenmem hemen inanmam ve onları birden bire çok sevmem. O hep bu kadar abartmamamı yoksa üzüleceğimi söyler durur. Bense her seferinde daha da abartırım.
İyi ki abartmışım diyorum. Çünkü eğer onu dinleseydim diğerleri gibi mağazalarda indirim peşinde koşan, o mu daha zayıf, bu mu pazardan giyiniyor olurdu dertlerim. Diğerleri gibi basit olurdum.
Oysaki insanları hemen sevince tüm yönlerini öğrenirsiniz. Sevdiğiniz için kötü özellikleri umrunuzda olmaz. Aksine daha çok bilmek istersiniz.
Ve en önemlisi de çok sevince daha mutlu olursunuz. Çünkü sizinle alakası olmayan bir nedenden dolayı da olsa o gülümsüyordur ve bu gerçekten mükemmel bir duygu. Gülüşünü gördükçe mutlu olmak… Huzur dolmak… Sarılmak…
Çok sevmek, inanmak, güvenmek… Güzel bir şey. Sevin.

Bi’ yandan öldürmek isterken bir yandan hiç gitmesin istiyosun.
Seni mutlu eden nadir insanlardan biri olmasa umrunda değil.
Önemli olan da seni mutlu etmesi zaten şu durumda.
“Ay elim yağlanmasın şimdi” dedikten sonra cipsi sana elleriyle yedirmesi.
Gül diye çekilden şekle girmesi.
Hiç sevmediğin halde hatrı için beyaz çikolata ve fıstık yemen.
Bir takım mutlu eden şeyler.
Ama o insanı öldürmek istemeni engellemiyor.
Çünkü mutsuzum dediğinde arıyor ama yanına gelemiyor
Çünkü başkalarıyla konuşuyor
Çünkü aslında bu bir hayranlık
Aşk değil amına koyyim çok acayip.
Nasıl anlatayım? Böyle abi gibi sen gibi bir parçanmış gibi. Ama aşk değil ama sevgili gibi değil. Çok güzel bir şey ve düşününce mutlu oluyorsun. Mesafelere rağmen yanında hissediyorsun.
Size de oluyo di mi bazen?

Düşünün.

Bir insan var.
Siz üzüldüğünüzde üzülüyo,
Siz ağladığınızda sarılıyo, gözyaşınızı siliyo,
Ne zaman isteseniz geliyo,
Hiç kızmıyo.
Ve.
Sizi ondan uzaklaştırmaya, ayırmaya çalışıyolar.
N’apsak ki onları?

Zaten beni yolda gören “Senin o fotoğraflarını yerim!” diyor.

Beni değil.

Fotoğraflarımı.

Fotoğraflarımda başka bir insan oluyorum ya ben.

He.

Şakalı tweet. 
Dalga geçer gibili.

Şakalı tweet.
Dalga geçer gibili.

Umutsuz Ev Kadınları gibi sizi. Annesine kızdı diye okula gitmiycekmiş. Bak bak! Artist ya. Biz her kızdığımızda devamsızlık yapsaydık, oho.
Sen beni sahilde indirmedin ya minibüsçü amca, mutluluğuma mâni oldun ya minibüsçü amca ben sana daha da bir şey diyemem minibüsçü amca.